 |
OKS MATEMATİK ÇALIŞMA STRATEJİLERİ |
 |
|
BİR YAŞANMIŞ HİKAYE:
- Sınavlara 180 günün
kaldığı bir dönemde bir öğrenci
öğretmenin yanına gelerek 1 gün soru
çözmemek için izin ister.
- Öğretmenimiz ona bir
hesap çıkarır. Demek bu gün izin
istiyorsun. Gel ne istediğine
beraberce bir göz atalım:
- Sınava 180 gün var.
Hafta içi her gün 8 saat okulun var
bu 60 gün ediyor, geriye 120 gün
kaldı.
- Her gün 1 saat yemek
molası ile geçiyor. Buda 180 gün
içinde 8 gün ediyor, geriye kaldı
112 gün.
- Hafta sonları dershaneye
geliyor ve 5 saat orada bulunuyorsun
bu da eder 11 gün, geriye kaldı 101
gün.
- Günde ortalama 8 saat
uyuyorsun bu da eder 60 gün, geriye
kaldı 41 gün.
- Hafta içi etütlere 3
saat katılıyorsun bu da eder 3 gün,
geriye kaldı 38 gün.
- Her gün yollarda eve
gidiş geliş için 2 saatin gidiyor bu
da eder 15 gün geriye kaldı 23 gün.
- Zaten bu süre içinde en
az 3 gün hastalık iznin olacak.
Kaldı 20 gün.
- Bu süre içinde 7 gün
bayram izni kullanacaksın, kaldı 13
gün.
- Şubat tatilinin bir
haftasını dershaneye gelerek
geçirecek geriye kalan 7 günü izin
olarak kullanacaksın, geriye kaldı 6
gün.
- Her gün yarım saat çay
ve sohbet molası veriyorsun bu da
eder 4 gün geriye kaldı 2 gün.
- Günde 8 dakika aynanın
karşısında kendini izliyorsun bu da
eder 1 gün.
- Geriye kalıyor sadece 1
gün ve eğer ben sana bu 1 günü izin
olarak verirsem sen sınavları nasıl
kazanacaksın.
Şimdi hepinize soralım: Kişi
en güzel kimi kandırır?
Öğrencinin vereceği cevap
kendimizi kandırırız olacaktır.
A ynen bu öyküde
olduğu gibi bazılarımız o kadar çok
bahaneler üretiriz ki elimizde olan 180
günü bile bir çırpıda bitiririz. Bunun
temel sebebi yapacağımız işten
korkmamızdır.
Bir kısım öğrencilerde matematikle
veya matematikteki bazı konularla ilgili
olarak bir ön yargı oluşmuş olabilir.
Bu yargılardan kurtulursak ve
kendi kendimize bahaneler uydurmazsak
asıl doğruya ulaşmış oluruz.
Her şeyden önce şunu unutmayalım ki
matematik, sanıldığı gibi zor
bir ders değildir. Çeşitli
nedenlerle bu derse karşı soğuyan
öğrencilerimiz, peşin bir hükümle kendi
kendilerine engel olmaktadırlar.
Öğrenmenin ilk aşaması olarak ön
yargılardan kurtulmak gerekir.
Başaracağınıza inanmadığınız bir şeyi
başaramazsınız. Bunun tersi olarak da
başaracağınıza inandığınız bir şeyi de
mutlaka başarırsınız.
Yani olumlu düşünün. Matematik
gerçekten zor bir ders olsa bile – ki
gerçekte kolay bir derstir
- başarabileceğinize kendinizi
inandırırsanız bu işi
halledersiniz.
Öğrenmenin ikinci aşaması kişinin
bilmediğini fark etmesidir. Bunun için
de öncelikle matematikte durumunuzun ne
olduğunu belirlemelisiniz. Şimdi bazı
ölçüler verebiliriz:
“Okulda matematikte çok
başarılıyım, fakat testlerde başarısız
oluyorum.”
diyorsanız öncelikle sınav sisteminin
okuldan çok farklı olduğunu
bilmelisiniz. Okulda işlenen konular
sınavlardaki soruların temelini
oluşturmaktadır. Şayet sizler sadece
okul dersleriyle yetinir başka bir
çalışma yapmazsanız sınavlarda başarılı
olma ihtimaliniz çok düşüktür. Çünkü,
okulda öğrenilen konularla test
sorularını kısa bir sürede çözmek çok
zordur.
Peki ne yapılabilir?
Okulda konular çok iyi öğrenilmeli,
Dershaneye gidiyorsanız konuları çok iyi
takip etmeli, gitmiyorsanız evde
ilköğretim 6. sınıftan itibaren olan
bütün konuları sırayla çalışılmalısınız.
Çünkü sınavlarda ilköğretim 6.,
7. ve 8. sınıfın konularından soru
gelmektedir. Test tekniğini
öğrenmek için bol bol test sorusu çözün.
Belli aralıklarla deneme sınavı çözün ve
başka öğrencilerin de girdiği deneme
sınavlarına girin ve durumunuzu
değerlendirin.
“İşlem kabiliyetim az ve
konuları anlayamıyorum.”
diyenlere ilk tavsiyemiz, ilk konudan
itibaren kolay, zor demeden bütün
konuları sırasıyla çalışmalarıdır. Nasıl
ki alfabenin harflerini bilmeyen kişi
okuyamaz, yazamaz; matematiğin temel
kurallarını bilmeyen öğrenci de
matematik konularını anlayamaz,
anlayamadığı için de soruları çözemez.
Öyleyse anlamadığınız bir kareköklü
sayılar konusunun problemi o konudan
kaynaklanmayabilir. Belki de daha önce
öğrenmeniz gereken, fakat tam anlamıyla
öğrenemediğiniz bir konudan (üslü
sayılar gibi) kaynaklanabilir.
Bu durumda konular birbirinin devamı
olduğundan ve birbirini tamamladığından
mutlaka her konu iyice anlaşıldıktan
sonra bir diğer konuya geçilmelidir. Şu
unutulmamalıdır ki temeli sağlam olmayan
bina en küçük etkilerde bile
yıkılabilir.
“İşlem kabiliyetim iyi; fakat
konulara yabancıyım.”
diyen öğrencilerimize ilk tavsiyemiz
bilgi eksiği olan konuları tam olarak
öğrenmeleridir. İşlem kabiliyetinizin
iyi olması, matematik konularını
öğrenebileceğinizi gösterir. Vakit
geçirmeden yapacağınız çalışma, hiç
bilmediğiniz konuları çalışmak yerine,
bilgi eksikliğiniz olan konuları tam
anlamıyla çalışıp öğrenmenizdir.
“Konuları anlıyorum; fakat
işlem kabiliyetim az .”
şeklinde durumunu tarif eden
öğrencilerimize ilk tavsiyemiz bol bol
soru çözmeleridir.
Konuları anlayabilmeniz, alt
yapınızın o konuyu öğrenmeye yeterli
olduğunu gösterir. İşlem kabiliyetinin
az oluşu yeterli düzeyde soru
çözmemenizden kaynaklanmaktadır. İşlem
kabiliyetinizi geliştirmenizin
en güzel yolu da bol bol soru
çözmektir. Bu sayede hem
konuları pekiştirmiş hem de işlem hızı
kazanmış olursunuz.
- Burada dikkat edilecek
husus, yapılamayan sorular
karşısında karamsarlığa düşüp de
soru çözmeyi bırakmamaktır.
- Yapılacak iş,
takıldığınız yerde bir bilene sormak
olmalıdır .
|